alkol

x olan insanı xy yerine 2x yapan madde.

tom clancy s splinter cell conviction

splinter cell etiketini hak etmeyen güzel bir aksiyon oyunu.

battlefield bad company 2

ilk başlarda güzel gelse de zamanla "kantır strayk'ın araçlı olanı lan bu" denilecek türden bir oyun.

haritalar o kadar dar ki; ne sniper, ne engineer ne de araç pilotu olarak hiç bir halt yiyemiyorsunuz. olay bir süre sonra kimin eli kimin götünde şeklinde cereyan etmeye başlıyor. rank 36 adam ile rank 2 çömezin aynı sunucuya verilmesi ise tam anlamıyla yorumsuz..

binaların yıkılması olayı gerçekten güzel. karşı takımın oyuncuları bir binaya sığındığında o binayı başlarına yıkmanın keyfi bambaşka.

grafiklere laf edersem çarpılırım. zira sağlam bir ekran kartınız varsa olası en gerçekçi savaş deneyimini yaşıyorsunuz. çöken binalar, uçuşan variller, patlayan ağaçlar, fırlayan taşlar; her şey teknik açıdan tek kelimeyle kusursuz. (buna rağmen bir iki ufak program hatası da göze çarpıyor)

gelelim online fps'lerin en önemli kriterine.. genellikle lag sorunu yaşamıyorsunuz, fakat savaş alanı kalabalıklaşmaya başladığı an kimi neyle vurduğunuzu tam olarak kavrayamadığınız zamanlar oluyor. iki kaşının arasına roket salladığım adamı lag yüzünden öldüremediğimde "ahan da içinden geçti" dediğim çok oldu. buna rağmen sunucuların geneli stabil.

oyun kişise lyeteneğe değil takım oyununa ve ekipmana bakıyor. rank atladıkça açılan parça ve silahları kombine ederek oldukça farklı asker tipleri yaratabiliyorsunuz. yine de silahı güçlü olan kazanıyor; özellikle ilerki seviyelerde açılan zırhları giyen bir oyuncu tabiri caizse ömek bilmiyor..

sınıflar son patch itibariyle oldukça dengesizleşmiş durumda. recon sınıfı bariz bir şekilde hala üstün.. uzaktan havan yağdıran, yanınıza yaklaştığınızda yarı otomatik tüfek ile saydıran ve anti personel mayını fırlatan bu oyunculara bol bol küfür edeceksiniz. medic sınıfı ise hala armut toplayan sınıflar arasında. o muazzam görünüşlü ağır makinelinize güvendiğinizde yanınıza usulca sokulan askerin birinden bıçak yemek hala olası..

araçlar ise oyunun en can alıcı kısmı denebilir. oyunda gerçekten güçlü bir savaş aracı kullandığınızın farkına varıyorsunuz. tank, çatışmanın olduğu kasabaya girdiğinde fellik fellik saklanacak delik arayan askerlerin arasında sık sık siz de olacaksınız. zira bu araçlar durdurulmadıkları takdirde tek kelimeyle ölüm saçıyorlar. özellikle helikopterler usta bir pilot ve ekibinin elinde kader belirleyici olabiliyor.

güzel oyundur; verilen parayı sonuna kadar hak eder. sürekli güncelleme ve eklentiler gelmeleri, forumlarda yapımcı firma tarafından dikkate alınmanız ve oyunun sürekli dengede tutulmaya çalışılması hoş şeyler.

answers.yahoo.com

içeriği inanılmaz zengin olsa da arayüz tasarımı tek kelimeyle berbat olan bir sitedir. gün içinde çok ilginç sorular çıkabilmektedir. birkaç örnek vermek gerekirse;

-kocam hapishaneye düştü; mugshot resmini nerden bulabilirim?
-köpeğime şeker yedirdim, psikolojisi bozulur mu?
-resimlerde tek iken mi güzel çıkıyorum, biriyle birlikte çekilince mi?

vizyon genişletmek için güzel bir mekandır kısaca.

sheva

resident evil 5'te oyun boyunca yanımızda takılan hatun kişisi. bir kere oyunu bitirince kendisini de kontrol edebiliyoruz.

m bison

oyundaki en güçlü karakterdi.

alt tuşuyla birlikte adını hatırlayamadığım bir tuşa bastığınızda "vjjt vjjt" şeklinde tekmeyle yerden kayar dururdu. karşınızdaki arkadaşı köşeye sıkıştırıp sürekli kayarsanız (öhöm) maç genelde gerçek dünyada arkadaşınızın "oynamıyorum lan göt" demesiyle sonuçlanırdı.

inci sozluk

bir anda türkiye'nin felsefe ve anarşizm beşiği ilan edilen oluşum. sokakta şahit olsak "ben de senin ananı" şeklinde cevap verip geceçeğimiz türden yazılara anarşizm gibi kavramlar yüklemek tek bir şeyin suçu olabilir;

popüler kalçır; iğreniyorum lan senden.

inci sozluk un medya krali nda okunan acikli mektubu

bir amaca giden yolda başvurulacak haklı tepki ile haksız tepkiyi ayırt edememiş bünyelerin; iş yüzleşme kısmına gelince "halkçıyız okan gıyma bize" ayağına yatmalarının; anarşi denen saygıdeğer kavram ile alakası bile olamayacak dengesiz davranışların felsefik kılıflara sokulmaya çalışılmasının resmidir. anarşizm'i bir meyve sanan insanlar yemiş olabilirler; amme velakin;

<bkz: yemedik beyler>

ulkuculerin en buyuk basarilari

kulağımdaki küpeye "pirsing" diyebilmeleri.

deviantart

opera ile birlikte kullanıldığında ruh hastalığına sebep olan site.

amiga

disketi taktıktan sonra "cazz cozz" sesleri eşliğinde okunmasını beklemek, elde kalan joystick sapı, shadow of the beast'in müziklerinden ölesiye tırsmak, eski model bir sherman'a atlayıp mısır çöllerinde amerikan tankı avlamak, lotus'un grafiklerine ölüp bitmek demektir; özlenendir.

the cure

ares'e "the cure" diye yazarak sadece ilk sıralarda çıkan hitlerini dinlediğiniz takdirde çok şey kaçırmanıza sebep olacak bir gruptur. albümleri (hepsi olmasa da) birer yolculuktur; özellikle seventeen seconds adlı albümü alabildiğine karanlıktır. gün içinde yüzbinlerin girip çıktığı orospu karanlıklardan değil; size özel, kucaklayıcı bir karanlık.

edward scissorhands

kıymeti fazla bilinmemiş bir tim burton klasiğidir.

edward'ın normalleşme çabaları, yaşama adaptasyon süreci; sonunda "s.kerim böyle işin ızdırabını" diyerekten özüne dönmesi izlemeye değerdir. alt metinleri yakalayabilirseniz, filme "garip kostümlü tim burton filmi işte" diye bakanlardan olmazsınız.

transformers war for cybertron

unreal engine 3 ile geliştirilen; çok yakında pc, ps3 ve xbox360 semalarında boy gösterecek olan yeni transformers oyunu.

yayınlanan onca fragman ve videodan sonra eski çizgi filmin atmosferinin kesinlikle yakalanmış olduğu söylenebilir. cybertron ve benzeri mekanlarda geçen oyunun en büyük artısı hikayede insanların olmaması. tıpkı çizgi filmdeki gibi decepticon ve diğer ırklara karşı mücadele edecek ve cybertron'un karanlık atmosferini muhteşem grafikler eşliğinde ciğerlerimize çekebileceğiz.

aral ithalat

yapıştırdığı bandroller ile güzelim oyun kutularının içine sıçan; insanı zorla korsan oyun almaya iten firma. bu firmadan sırf online oynamak için oyun alınır; koleksiyoncular ise avcunu yalamaya devam eder. zira kutuları da oyun kitapçıkları da inanılmaz özensizdir.

radiohead

açık ve net olarak, "abartılmış" bir gruptur. türk dinleyicisinin abarttığı onlarca gruptan sadece bir tanesidir. kalitesizler demiyorum, ben de çok dinledim. ama radiohead de tıpkı bazı gruplar gibi tabu haline gelmiş; "sevmeyen boktur" tandanslı gruplardan biridir.

real

güzel bir markettir. sürekli promosyonlu şaraplar satar; 10-20 tl arası şarapları yarı fiyatına alabilirsiniz.

ultima online

yıllar geçmiştir; hd 5770'ler, intel dual core işlemciler, fanlar, ram'ler almışsınızdır. bir gün dirt2, bir gün force unleashed oynuyorsunuzdur. ama bir uo oyuncusuysanız kaderden kaçamazsınız. aniden damarınız kabarır, o izometrik açılı, eski görüntülü oyunu tekrar çekip oynarsınız. bomboş bir shard bulup o dünyanın havasını solumak bile yetecektir artık. gezgin olursunuz; gidip ağaç keser, ateş yakar, kamp yatağının başında ud çalarsınız.

archangel tyrael

fanileri korkutacak derecede ürpertici ve muazzam bir güzelliği vardır. devasa kanatları saf nurdan oluşmuştur, sesi insanı yere kitleyecek niteliktedir.

the angel and the dark river

on beş senedir güzelliğinden hiç bir şey kaybetmemiş olan, dinlendiği her yeri karanlığa gömen; yaz gününü kış gününe çeviren my dying bride yadigarı.